ANASAYFAVAROLUŞ MÜCADELESİİNSAN HAKLARI İHLALLERİULUSLARARASI PLATFORMDA ÇEÇENİSTANÇEÇEN-RUS SORUNU

Çeçenistan:

ANASAYFA

Takdim

Önsöz

Giriş

Kronoloji


Önsöz

Çeçenistan Kafkasya’nın küçük fakat jeostratejik konumu ve ekonomik kaynaklarıyla önemli bir ülkesi. Kadim bir geçmişe sahip olan Çeçenler dört asırdan uzun bir süredir Ruslara karşı bu coğrafyada varoluş mücadelesi veriyorlar. Çeçenlerle Ruslar arasında nüfus, yüzölçümü, yetişmiş asker ve diğer kaynaklar açısından bir güç asimetrisi bulunuyor. O halde denk olmayan iki güç arasında 10 yılı aşkın bir süredir devam etmekte olan savaşı nasıl açıklayabiliriz?

Çeçenler, SSCB’nin dağılmasıyla birlikte yollarını Birleşik Devletler Topluluğu’ndan ayırdılar. Bunun meşruiyetini ise SSCB anayasasından almaktaydılar. Fakat Çeçenistan’ın bağımsızlığı, Cevher Dudayev’in cumhurbaşkanı seçilmesi ve anayasanın kabulü yeni dönemde Rusya’nın Kafkasya planlarını altüst eden gelişmelerdi. Eski SSCB hinterlandına hakim olmayı kendine birincil hedef olarak belirleyen Rusya, iç politikadaki darboğazı da aşmak amacıyla Çeçenistan’a müdahale kararı aldı.

Çeçenistan’la ortak bir tarihi ve kültürel mirasa sahip Türkiye’nin sınırlarından sadece birkaç yüz kilometre uzakta yaşanan insanlık dramına kayıtsız kalması elbette ki düşünülemez. Şeyh Şamil engelinin aşılmasıyla Rusların 93 Harbi’nde Erzurum önlerine kadar geldikleri hatırlanacak olursa, Ortadoğu-Kafkasya’nın tam merkezinde yer alan Anadolu’nun etkin bir Kafkasya politikası izlemesi zorunludur.

Bu çalışma, 1994’te başlayan Çeçen-Rus Savaşı’ndan bu yana her zaman Çeçen mültecilerin yanında olan, dünyanın reelpolitik adına bu trajedinin çok uzağında kalmayı tercih ettiği bir dönemde, onların acılarını ellerinden geldiğince dindirmeye çalışan İHH İnsani Yardım Vakfı öncülüğünde hazırlandı. Dünyanın öznesi belli olmayan eylem planları sunduğu, hiçbir ihlale temenniler dışında müdahil olmadığı bir dönemde, Çeçenistan’daki hak ihlallerini konu alan bu çalışmanın büyük bir boşluğu dolduracağına inanıyoruz.

Adeta Çeçenistan’da hayata ilelebet son vermeye odaklanmış ihlaller sadece insan hayatını mahvetmekle kalmıyor, ekolojik dengeyi de altüst ediyor. Sorumsuzca kullanılan kimyasal silahlar, bombardımanlar ve radyoaktif atıklar nedeniyle sakat doğumlarda inanılmaz bir artış gözlenmekte.

Çeçenistan’da 250 bin insan hayatını kaybetti. Zira savaş başladığında bölgedeki tüm Çeçenlerin sayısı ancak bir milyondu. 1994 yılında hayatta olan her 10 Çeçenden üçü savaş ve onun getirdiği yıkım nedeniyle artık yaşamıyor. Yaralıların sayıları ise yüz binlerle ifade ediliyor. Yarım milyon Çeçen, mülteci olmanın tüm zorluklarını yaşıyor. Bugün her bir Çeçenin bir ya da daha fazla yakını artık hayatta değil. Bu insanlar büyük bir travma geçirmekte ve gün geçtikçe daha da artan baskılarla acıları katlanmakta. ‘Temizlik operasyonu’ adı altında insanlar kaçırılmakta, toplama kamplarına gönderilmekte, yargısız infazlara tabi tutulmakta. Öyle ki bazen insanlar çocuklarının ya da eşlerinin cesetlerini almak için bile binlerce dolar fidye ödemek zorunda bırakılıyor.

Gerçekten Çeçenler bütün bir toplum olarak kaderine terkedilmiş durumdalar. Başta ABD, AB ve İslam ülkeleri olmak üzere tüm dünya Çeçenistan’daki savaşı görmezden geliyor. Biz ise barış ve huzur içinde bir Kafkasya umudumuzu hiçbir zaman kaybetmeyeceğiz.


Murat Yılmaz
İHH Araştırma Komisyonu Başkanı